İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar sonucu meydana gelen savaşın ardından ateşkes sağlanmasının yanı sıra, bu durumun küresel ekonomiye olan etkilerini değerlendirdi. Starmer, İngiliz basınına yaptığı açıklamalarda, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve eski ABD Başkanı Donald Trump’ı sorumlu tutarak, bu durumun aileler ve işletmeler üzerindeki olumsuz etkilerini dile getirdi.
“Enerji faturaları, Putin ve Trump’ın eylemleri nedeniyle sürekli iniş çıkış yaşıyor, bu durum beni gerçekten bıktırıyor” diyen Starmer, ailelere ve işletmelere uluslararası piyasalara katlanmaları gerektiğini söylemenin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Starmer, ABD ve İsrail’in İran ile olan çatışmasının İngiltere’deki enerji fiyatlarını hızla artırdığını vurguladı ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için kurulan koalisyonun merkezinde İngiltere’nin yer aldığını ifade etti. Trump ile olan ilişkisini, savaşın başlangıcında İngiliz üslerinin saldırı amacıyla kullanılmasına izin vermemesi ile kopardığını açıkladı.
Trump’ın İran’a yönelik “Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak” tehdidiyle ilgili olarak, “Bunlar benim asla kullanmam gereken sözler değil. İngiliz değerleri ve ilkeleri doğrultusunda hareket ediyorum” şeklinde konuştu.
Orta Doğu’daki savaş durumunu dikkatle izlediğini belirten Starmer, askerlerin görev alacağı durumların hukuki bir temele dayanması gerektiğini ifade ederek, İngiltere’nin nerede durduğunu net bir şekilde belirlemesi gerektiğini vurguladı. “Ben Başbakanım ve kararlarımı İngiliz ulusal çıkarlarına göre alırım” dedi.
Lübnan’a yönelik saldırılarla ilgili olarak, ateşkesin ihlal edildiğini belirten Starmer, bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının ekonomik etkilerine de değinen Starmer, geçmişteki krizlere verilen tepkilerin yetersiz olduğunu ve artık normale dönmeyi hedeflemenin yanlış olduğunu belirtti.
Starmer, savaşın etkilerinin uzun süre hissedileceğini ve İngilizlerin bu durumdan tamamen korunamayacağını, bu nedenle Avrupa Birliği ile daha yakın ilişkiler geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.